7 yaşında gazinocular beni kaçırmaya kalktı

İlaç mümessilliğinden şarkıcılığı geçiş yapmışsınız. Nasıl böyle bir karar alıp müzik yolculuğuna başladınız?

– 6 yaşımdan beri müziğe ilgi duyuyorum. Küçük bir pilli teybim vardı. Onu çalar, Diyarbakır’ın ara sokaklarında kendimce şarkılar söylerdim. O dönemde peşime birileri takıldı. Sanırım gazinocular. Beni kaçırmaya çalıştılar. O zaman 7 yaşında falandın. Adam ağzımı kapatıp ‘Sesin çok güzel. İyi yerlere geleceksin. Sesini çıkarma’ dedi. Annem o sırada kapıyı açıp bağırdı. Komşular geldi ve adamlar kaçıp gitti. Babam bu yüzden beni okuldan aldı. Daha sonra hırs yapıp ilkokul, ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirdim. Ticaret meslek lisesi okudum. Gıda sektöründe işe başladım. Bir süre sonra da ilaç sektörüne geçiş yaptım. Yaklaşık 11 ilde Doğu Anadolu bölge sorumlusu olarak görev yaptım. Arkadaşım Prof. Dr. Ahmet Eroğlu beni müziğe itti. Eczacı arkadaşlarım, “Hadi hadi yaparsın. Bu iş sana göre değil sen sahne kadınısın” diyerek beni ikna ettiler.

İlk albüme nasıl karar verdiniz?

– Para kazanmaya başlayınca ‘Ev mi alsam albüm mü yapsam?’ diye kararsız kaldım. Doktor arkadaşlarım, ‘Evi alırsın çocukluk hayalini gerçekleştir. Albüm çıkar’ dedi. Geldik Unkapanı’na… Unkapanı kurtlar kapanı. Çok ciddi paralar harcadık. Yanlış insanlarla yola çıktığım için biraz aksadı ama pes etmedim.

Kaç yıldır profesyonel olarak müzikle uğraşıyorsunuz?

– Cumartesi-pazarları hobi olarak sahneye çıkıyordum. Profesyonel olarak ise 7-8 yıldır sahnedeyim. Toplamda 17 yıldır sahnelerdeyim diyebilirim. Çok büyük emekler verdim, bedeller ödedim. Asla duruşumdan ödün vermedim. 

Tarzınızı nasıl yorumlarsınız?

– Normalde arabeskçiyim. Fantezi-arabesk ama pop da okudum. Hayranlarım tarafından istek gelince pop da yaptım. Bana göre şarkıcı dediğin her tarz okumalı. Neşet Ertaş hayranıyım. Çok dinlerim. İbrahim Erkal’ın duygusunu severim. Yazdığı sözlerin duygusu müthiş güzel.

7 yaşında gazinocular beni kaçırmaya kalktı

BESTELERİM BENİM BEBEKLERİM GİBİ

Kendinize rakip gördüğünüz sanatçılar var mı?

– Çok güçlü sesleri rakip görüyorum. Mesela Linet olabilir. Ebru Gündeş olabilir. Sibel Can mesela. Onu çok seviyorum. Çok benzetenler oldu. Altın Kelebek Ödülleri’nde ‘Sana bakınca kendimi görüyorum. Sesin çok güzel’ dedi. Yani çok kafa sesleri kendime rakip görüyorum. Yeni çıkan isimleri zaten rakip görmüyorum. Bir de ben söz müzik yazdığım için bana rakip olamazlar. 100’e yakın bestem var. Yıldız (Tilbe) Abla’yı rakip değil ama örnek olarak görebilirim.

Bestelerinizi isteyen sanatçılar oldu mu?

– İsteyenler oldu tabii ama vermedim. Aralarında bildiğiniz tanınmış sanatçılar var. Bestelerim benim bebeklerim gibi. Sabah 5’lere kadar çok güzel sözler yazdım. Benim için hepsinin özel bir yeri var.

Son çıkardığınız “Vur Darbukaya” şarkınızın bir hikâyesi var mı?

– İki yıl önce yazmıştım. Yeni çıkardım. Pandemi döneminde insanların ölmesi beni etkiledi. Aslında hayatı dolu dolu yaşamamız gerekiyor. Bu dünyaya geldiysek onu tak, bunu tak olmaz. Anı yaşamayı çok seviyorum. Kafama eserse çeker giderim.

ALMANYA’DA 22 KONSERİM OLACAK

Son dönemde sahne kıyafetleri çok konuşuluyor…

– Tabii ki sahnede herkes istediğini giyebilir. Orası şov alanı. Yine de çok abartmaktan yana değilim.

Özellikle Almanya’da  çok geniş bir hayran kitleniz olduğunu duydum.

– Orada geniş bir kitlem var. Avrupa menajerim Müfit Çelik’i sürekli arayıp duruyorlar. Şu an listede alınmış 22 tane konser var.

‘Yurtdışında rakipsizim’ diyebilir misiniz?

– Kesinlikle rakibim yok. Türkiye’de de çok sahne almamı isteyen mekanlar var ama şartlar çok kötü. O paralara çıkmıyorum. 10 kişilik orkestram var. Bana 7-8 bin teklif ediyorlar. Zaten 10 bine benim orkestra çıkıyor.

‘Türkiye’de müzik yapmak ucuz bir şey’ mi diyorsunuz?

– Bence çok ucuz. Sanata ve sanatçıya değer veren yok. Mayolarını giyip sahne yapanlar işi götürüyor. Biz sesimizle sanatımızla duygumuzla ön plana çıkalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.