O artık makine mühendisi

10-16 Mayıs Engelliler Haftası. Türkiye’de ulusal engelli veri sistemine kayıtlı 2 milyon 500 binden fazla engelli var. Yaklaşık olarak 836 bin insan da işitme engeliyle yaşıyor. Ancak kayıt edilememiş birçok engelli bireyle birlikte bu sayı daha fazla. Mustafa Emre Bicici de işitme engeliyle dünyaya geldi. Yıllarını sıra arkadaşlarının defterlerine bakarak not almakla geçiren 28 yaşındaki Bicici, şimdi makine mühendisi.

ANNESİ KAMPA SOKTU

İstanbul’da yaşayan Mustafa Emre Bicici’nin 8 aylıkken işitme engelli olduğu fark edildi. Bebekken işitme cihazı ile tanışan Bicici yıllarca konuşma ve işitme için özel eğitim aldı. Bir yaz tatilinde annesi onu ‘kampa’ soktu. Yaz boyu akademisyen dayısı ile ders çalıştıktan sonra öğretmenlerin parmakla gösterdiği çalışkan çocuk oldu. Annesine “Ben makine mühendisi olacağım” dedi. Meslek lisesinden sonra Marmara Üniversitesi’nde 2 yıllık Makine Bölümü’nü 5’incilikle bitiren Bicici dikey geçiş ile Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği’ne devam etti. Mezun olup diplomasına kavuştu.

CİHAZ DÜZENLEMESİ GEREKLİ

İşitme Engelliler Federasyonu Başkanı Muammer Ay da işitme cihazı için düzenleme istediklerini dile getirdi. Ay, “Şu an işitme engellilerin en büyük sıkıntısı işitme cihazı. Bu cihazlar Euro’ya endeksli olduğu için yaklaşık 6 bin liradan başlıyor. Ancak devlet desteği 1100 lira. 1100 liralık cihazların kalitesi ise düşük olduğu için verimli olamıyor. Koklear implantlar ise yaklaşık 30 bin Euro. Yerli üretim yapılırsa hem erişim artar hem de maliyet düşer” dedi.

O artık makine mühendisi

AVRUPA’YI GEZDİ

Üniversite de hem çalışan hem okuyan bir öğrenci olan Mustafa Emre Bicici, şimdi bir tekstil şirketinde çalışıyor. Emre, “Bu süreçte yurtdışına gittim. Özgüvenimi geliştirdim. İngilizce öğrendim, Avrupa’da birçok yeri gezdim. Engelliler için Erasmus kadrosu açılması gerektiğini düşünüyorum. Bu çok önemli” diyor.

ANNEMLE KARŞILIKLI AĞLADIK

MUSTAFA Emre Bicici, yaşadıklarını ve duygularını şöyle anlattı: “ Üniversitede bir derste arka sırada kalınca anlamadım. Dersten sonra öğretmenle konuştum ve işitme engelli olduğumu söyledim. ‘Beni ilgilendirmez, bu senin sorunun’ dedi. 1 sene aynı dersi başka bir akademisyenden almak için bekledim ve o hocanın dersine hiç girmedim. Okulda hep dersleri kaçırıyordum ve geriden geliyordum. Tüm eğitim hayatım boyunca hep sıra arkadaşlarımın defterine bakarak not aldım ve yetişmeye çalıştım. İlkokuldayken de geride kalıyordum. Sınıf öğretmenim sadece bana özel okuldan sonra ders veriyordu. Çıkışta evine gidiyordum ve bana ders çalıştırıyordu. Üniversiteden ‘mezun oldunuz’ mesajı gelince çok mutlu oldum. Önce annemi aradım, karşılıklı ağlamaya başladık. Sonra bana yardımcı olan tüm arkadaşlarımı, amcamı, ablamı, babamı herkesi aradım sırayla…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.